Soru ve Cevaplar

Isı Yalıtımı Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar !!!

Soru: Binamızda gazbeton, bimsblok, tuğla vb. kullanıldı. Isı yalıtımı
yapmaya gerek var mıdır?

Cevap: ISO ve CEN standartlarına göre ısıl iletkenlik katsayısı (l) 0,065
W/(m.K) değerinden düşük olan malzemeler ısı yalıtım malzemesi olarak
tanımlanır. Isıl iletkenlik katsayısı 0,065 W/(m.K) değerinin üzerinde olan
malzemeler ise “yapı malzemesi” olarak adlandırılmaktadır (ısı yalıtım
özelliği, ısıl iletkenlik değeri düştükçe artar, yükseldikçe azalır).
Tuğla, gazbeton, bimsblok gibi malzemelerin ısıl iletkenlik katsayıları bu
değerin üzerinde olduğu için ısı yalıtım malzemesi değil, ancak ısı yalıtım
malzemelerine katkı yapabilecek yapı malzemeleridir.
Örnek olarak;
Tuğla Duvar için l = 0,20 W/(m.K) iken
EPS için bu değer l = 0,04 W/(m.K)’dır.
Görüldüğü gibi ısı yalıtım malzemeleri ile yapı malzemeleri arasında ısıl
iletkenlik açısından büyük fark vardır. Isı yalıtım malzemeleri ısı kayıp ve
kazançlarının azaltılmasında kullanılan ve ısı geçişine yapı malzemelerine göre
az bir kalınlıkla büyük direnç gösteren özel malzemelerdir.
Kaldı ki gazbeton, bimsblok, tuğla gibi “yapı malzemeleri”, ısıyı çok hızlı
iletme özelliklerinden dolayı binalara en çok ısı kaybettiren ve dış hava
şartlarıyla temas halinde olan kiriş, kolon, perde ve döşeme plakası gibi
taşıyıcı “yapı elemanları”nı genelde kaplayamazlar/örtemezler; bu da çok büyük
oranda ısı kaçışına sebep olur. Dolayısıyla bu tip yapı malzemeleri tek
başlarına ısı yalıtımı için yeterli olamazlar.

Soru: Bir yapı malzemesinin
ısıl iletkenlik katsayısının düşük olması ısı yalıtımı için yeterli midir?
Cevap: Bir malzemenin ısıl iletkenlik katsayısının düşük olması “ısı
yalıtımını” tek başına ifade etmek için yeterli bir unsur değildir. Isı yalıtım
malzemesi, ısıl iletkenlik değerinin düşük olmasının yanında yeterli kalınlığa
da sahip olmalıdır. İşte tam da ısıl iletkenlik ve kalınlık değerlerinin
birleştiği noktada “ısı yalıtımını” ifade eden değer olarak Isıl Direnç (R)
ifadesi karşımıza çıkar. Isı yalıtım hesaplamalarında Isıl Direnç, R (m2.K/W)
değeri (dolayısıyla ısıl iletkenlik+kalınlık değeri) kullanılır.
Isı yalıtımı yapılmasının amacı, ısı kayıp ve kazançlarını önlemek olduğuna
göre ısı yalıtım malzemesinin bunlara karşı göstereceği direncin de büyük
olması gerekmektedir. Bu büyüklük de denklemde görüldüğü gibi büyük kalınlığa
ve küçük ısıl iletkenlik katsayısına bağlıdır.
Kalınlıkla birlikte ısıl direnç artmaktadır (ETICS ısı yalıtım sistemleri
standartlarında [TS EN 13499, TS EN 13500] ısı yalıtım sistemlerinden istenilen
ısıl direnç değeri 1 m2.K/W ve üzeridir).
Durum böyleyken piyasadaki kimi boya ve sıva gibi malzemelerin düşük kalınlıkta
uygulanması ile ısı yalıtımından iyi performans beklemek hatalıdır. Isıl
konforun yeterli seviyede sağlanmasında kalınlık hesaplaması TS 825 Isı Yalıtım
Kuralları Standardı’nda verilmiştir. Binalarda Enerji Performansı
Yönetmeliği’ne göre, 01.01.2011 yılından itibaren toplam kullanım alanı 1000 m2
ve üzeri yeni binalarda, toplam kullanım alanı 1000 m2 ve üzeri olan eski
binalarda da 2017 yılı mayıs ayına kadar zorunlu olan Enerji Kimlik Belgesi ve
ısı yalıtım projesi hesapları (BEP-TR) TS 825 Standardı temelinde
yapılmaktadır. Isı yalıtım kalınlıklarının da bu hesaplama metodunda çıkacak
kalınlık sonuçlarına göre gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Soru: Dış cephede kaplama
malzemesi olarak cam mozaik, siding, betopan, PVC, alüminyum kaplama vs.
kullanıldı. Bu durumda ısı yalıtım sağlanabilir mi?

Cevap: Dış cephe kaplamaları hiçbir zaman yeterli ısı yalıtımı sağlayamazlar.
Bu tür kaplamalar, birlikte kullanıldıkları ısı yalıtım malzemeleri sayesinde
ısı yalıtımına katkıda bulunurlar.
Bu tür sistemlerde, kullanılan kaplama sisteminin su buharı geçirgenliğini
sağlayıp sağlamadığı, yani µ değeri sorgulanmalıdır. µ değeri, malzemenin
belirli sıcaklık, bağıl nem ve kalınlık koşulları altında, birim zamanda birim
alandan geçen su buharı miktarını ifade eder (µ değeri düştükçe malzemenin su
buharı geçirgenliği artar, µ değeri yükseldikçe su buharı geçirgenliği azalır).
Burada referans noktası havadır.
Havanın buhar direnç faktörü µ=1’dir ve diğer malzemelerin µ değerleri, o
malzemelerin aynı şartlardaki havaya göre kaç kat daha fazla direnç
gösterdiğini belirtir. Bu sebeple yoğuşma olmaması için dışarıdan yalıtımda
düşük µ değeri, dolayısıyla su buharı geçirgenliği yüksek; içeriden yalıtımda
ise yüksek µ değeri, dolayısıyla su buharı geçirgenliği düşük olan ısı yalıtım
malzemeleri tercih edilmelidir.
EPS için µ = 20-100’dür, istenilen su buharı geçirgenlik değerine bağlı olarak
yoğunluğu ayarlanabilir, yoğunluk arttıkça buhar geçirgenliği azalır.
Genellikle EPS mantolamada kullanılan yoğunluk olan 15-20 kg/m3 için µ değeri
20-40 aralığındadır ve bu da malzemenin çok rahat buhar difüzyonunu
sağladığını, halk arasında söylenen şekliyle nefes aldığını gösterir (Nefes
almak demek havanın geçmesi demek değildir, burada söz konusu olan bina
içerisinde ortaya çıkan atık su buharının dış ortama geçişidir. Havanın
maksimum %2’si su buharıdır).

 

Soru: Yalıtımda kullanılan
malzemeler binaya nefes aldırmaz ve çürümesine sebep olur mu?
Cevap: Bu tür iddiada bulunan kişiler konuya bilimsellikten uzak
yaklaşıp, kimi rakip sektörlerin yönlendirmesi ile bunu söylemektedirler. Cevap
3’te de açıklandığı gibi bu konuda dikkate alınacak değer µ değeri olup,
değerlendirme buna göre yapılmalıdır. Kaldı ki iddia edilenin aksine ısı
yalıtım malzemeleriyle yapılan mantolama ile binanın taşıyıcı yapı
elemanlarının dış hava koşullarının yıpratıcı etkisinden korunması ve aşırı ısı
farklarından doğabilecek gerilmelerden korunması sağlanır. Yazın sıcak, kışın
da soğuk dış ortam havası, mantolama ile korunmayan binanın yapı elemanlarında
genleşme ve büzülmelerden dolayı gerilmeler oluşturur. Bu gerilmeler de zamanla
yapı elemanlarında kılcal çatlamaların ortaya çıkmasına sebebiyet verir.
Mantolama ile bu kılcal çatlaklara dış ortamdan sızabilecek suyun hem donarak
daha büyük çatlamalara yol açmamasının hem de demir donatıya ulaşarak korozyona
sebep olmasının önüne geçilmesi sağlanmış olur.

Soru: Bir binada sadece kuzey
cephesine yalıtım yapmak yeterli midir?
Cevap: Sadece kuzey cephesine yapılacak bir ısı yalıtımı, ısı
köprülerinin fazlalığından dolayı yeterli bir ısı yalıtım sağlamaz. Yapıda ısı
kayıpları devam eder. Yıllık ısıtma (kışın) ve soğutma (yazın) enerjisi
ihtiyacı yeterince azalmaz. Ayrıca unutulmamalıdır ki ısı yalıtımı, bina
taşıyıcı elemanlarının korunması açısından da gereklidir. Bu sebeplerle ısı
yalıtımı tüm yapı bileşenlerinde (Çatı, duvar, taban, döşeme, konsol, cam ve
doğramalarda) yapılmalıdır.

 

Soru: Isı yalıtımının içeriden
veya dışarıdan yapılması fark eder mi?
Cevap: Isı yalıtımında dıştan yapılan ısı yalıtımı (mantolama) daha verimlidir.
Bu şekilde bina kabuğu bir manto gibi dış hava koşullarından kesintisiz bir
şekilde yalıtılmış olur. Bina kabuğunun da (duvarlar ve taşıyıcı elemanlar) ısı
depolama kapasitesinden faydalanılır. Dolayısıyla binanın iç ortamındaki her
noktada ısı dağılımı eşit olduğundan, istenmeyen hava akımları ortadan kalkar
ve ısıl konfor şartlarına ulaşılır. Ayrıca bina bir kez ısıtıldıktan sonra
ısıtma sistemi kapansa dahi yapı elemanları, ısısını iç ortama vermeye devam
eder. İç ortamlar daha geç soğur, ayrıca mantolama ile bina taşıyıcı elemanları
dış hava koşullarının yıpratıcı etkisinden ve korozyondan korunur. Duvar kesiti
içinde yoğuşma olması riski ortadan kalkar ve ısı köprülerinin oluşması da
engellenmiş olur.
İçten yalıtım sürekli kullanılmayan mekanlarda (konferans salonu, sinema,
tiyatro gibi) geçici hızlı ısınmanın gerektirdiği zaruri durumlarda tercih
edilmelidir.

Soru: Binamız sıcak iklim
bölgesinde yer alıyor. Isı yalıtımı yapmak gerekir mi?
Cevap: Ülkemizde mantolama denilince ilk akla gelen, kışın daha ekonomik ve
konforlu ısınmadır. Hâlbuki mantolama, soğuktan korunma amaçlı olduğu kadar
sıcaktan korunma amaçlı olarak yazın da çok etkin ve gerekli olan bir
uygulamadır. Soğutma maliyetlerinin kimi bölgelerde ısıtma maliyetlerinin bile
önüne geçtiği bilinen bir gerçektir.
Yazın yaşanan ısı enerjisi fazlalığını gidermek, yaşam konforunu artırmak ve
ekonomi sağlamak için en etkin metot ısı yalıtımı yaptırmaktır. Kışın güney
cepheli yaşam alanları bir avantajken, yazın bu durum tersine döner ve ısı
yalıtımsız binalarda güneye bakan yaşam alanlarında daha çok konforsuzluk ön
plana çıkar. Hâlbuki mekânı soğutma ihtiyacı çatı, zemin yalıtımını da ihmal
etmeden uygun kalınlıkta yapılacak mantolama uygulaması ve ısı yalıtımlı
pencereler ile ortadan kaldırılabilir.

Soru: Cam kalınlığı
artırılarak ısı yalıtımı sağlanabilir mi?
Cevap: Cam kalınlığının artırılması ısı yalıtımına katkı yapmaz. Ancak
yalıtımlı cam (çift cam, low-e cam) ısı yalıtımına katkı yapar. Aralarında hava
boşluğu barındıracak şekilde iki camın fabrika şartlarında birleştirilmesi ile
oluşan yalıtımlı camlar tek camlara göre ısı kayıplarını yarı yarıya
azaltabilir.

Soru: Sadece dış duvarlara
yapılan ısı yalıtımı yeterli olur mu?
Cevap: Bir binada tüm cepheler ile birlikte taban ve çatıya da ısı yalıtımı
uygulanmalıdır. Sanıldığının aksine ısı kayıpları veya kazançlarına sadece
cephe değil, çatı ve tabandan iletilen ısı da önemli ölçüde neden olmaktadır.
Binanın zemini donatılı beton elemanı olduğundan zemin, ısı köprüsü etkisi
gösterir ve bina kolonlarından çektiği ısıyı hızlı bir şekilde toprağa ileterek
ısı kaybına sebep olur.
Diğer yandan bina içerisinde ısınan hava da fiziksel olarak daha yükseğe, çatı
katına yükseldiğinden çatıdan ısı kayıpları da fazla olmaktadır.
Kat aralarında düz plak döşeme yerine yalıtımı sağlayacak yapı elemanları
kullanılmalı, çatı katlarının döşemeden veya mertek seviyesinden ısı yalıtımı
yapılmalıdır. Ayrıca pencerelerin iklim bölgesine göre doğrama ve çift cam
olarak doğru seçilmesi gerekmektedir.

Soru: Binamın içi nemli;
yüzeye sıva, zift, boya sürerek veya kaplama yaparak nemden kurtulabilir miyim?

Cevap: Binanın iç mekanları sadece yağışlı günlerde değil, soğuk havalarda da
nemli ise ve bunun sonucunda kabarma, küf, koku ve benzeri oluşumlar varsa
bunun sebebi, ısı yalıtımı olmamasıdır. Isı yalıtımı olmayan binalarda dıştan
gelen soğuk hava ile iç mekandaki sıcak havanın duvar kesitinde karşılaşması
ile iç ortam havasının içindeki su buharı yoğuşarak zerrecikler halinde duvar
üzerinde suya dönüşür ve yoğuşma dediğimiz olay oluşur. Bu, tıpkı kışın araba
camlarında oluşan ve sıcaklık farkından meydana gelen buğu gibidir.
Yapı dış kabuğundaki, varsa çatlak ve hasarlı bölgeler su sızdırmaz
malzemelerle tamir edildikten sonra dışarıdan yapılacak ısı yalıtımı ile bu
sorun rahatlıkla çözülür.

Soru: Sert ısı yalıtım
malzemeleri daha iyi ısı yalıtımı mı yapar?

Cevap: “Sert (yoğun) malzemenin ısı yalıtım değeri daha iyidir” demek doğru
değildir. Malzemenin fiziksel ölçüm değerleri ve kullanım yeri göz önüne
alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
Örneğin şap altında kullanılacak malzeme, yüksek yoğunluklu seçilerek,
kalınlığının zaman içersinde azalması önlenebilir. Ama cephede kullanılacak bir
malzeme yüke maruz kalmayacağından daha düşük yoğunlukta uygulanabilir.
Mantolamada kullanılması halinde; sert ısı yalıtım malzemesinin, üzerinde
bulunan sıvanın yazın ve kışın ısıl gerilmeler sonucu genleşme ve büzülmelerine
uyum sağlaması, sertliğinden dolayı daha da zordur ve bu durum sıva çatlamaları
riskini daha da artırır. Ayrıca sert ısı yalıtım malzemesinin su buharı
geçişine gösterdiği direncin daha fazla olduğu da dikkate alınmalıdır.

 

Soru: Isı yalıtım malzemeleri,
zaman içinde erir ve yok olur mu?

Cevap: Ülkemizde ucuz olması sebebiyle 8-10 kg/m3 gibi çok düşük yoğunlukta ve
teknik değerleri düşük EPS levhalarının bilhassa duvarda iki tuğlanın
arasındaki boşlukta kullanılması ve yıllar içerisinde karşılaştıkları
atmosferik şartlara dayanamaması sonucu taneciklerinin ayrışması ve
özelliklerini kaybetmeleri sebebi ile yayılan bu söylentinin hiçbir mantıklı
yanı yoktur. EPS, hacminin %98’i hava ve sadece %2’si özel bir plastik bazlı
hammadde olan, 1 cm3ünde 3 ila 6 milyar kapalı gözenek içinde kuru ve durgun
hava barındıran, bu özelliğiyle ısı yalıtım sağlayan termoplastik bir Isı
Yalıtım Malzemesidir.
EPS levhalar 8-100kg/m3 gibi geniş bir aralıkta üretimi yapılan malzemelerdir.
Kullanım yerlerine göre doğru yoğunluğun seçilmesi gereklidir. Örneğin
mantolama uygulamasında kullanılacak levhaların yoğunluğu en az 15 kg/m3 iken
(15 kg/m3 altında yoğunluğa sahip EPS levhalar nerede kullanılırsa kullanılsın
ısı yalıtım malzemesi olarak adlandırılamaz), şap altında kullanılacak bir
levhanın yoğunluğu en az 26 kg/m3 olmalıdır.
Doğru yoğunlukta ve doğru yerde kullanılan EPS ısı yalıtım malzemesinin ömrü
bina ömrüne eşdeğerdir.

Soru: Mantolama sisteminde
kullanılan dübeller bina taşıyıcı elemanlarına zarar verir mi?

Cevap: Mantolamada ısı yalıtım levhalarının mekanik tespiti için kullanılan
dübeller betonarme yapı elemanlarında pas payı denilen ve demirlerin korozyona
uğramasını engelleyen kısım içersinde kalır. Kaldı ki m2ye ortalama 6 adet
olarak hesaplanan dübel sayısını ortalama dübel delik çapı 10 mm ile bir hesap
yaparsak: 1 adet dübelin duvarda oluşturduğu delik alanı = πr2 = 3,14 x 5 mm2 =
78,5 mm2 = 0,0000785 m2.
6 adet dübelin delik alanını: 6 x 0,0000785 m2 = 0,000471 m2; bu da ısı
yalıtımı yapılan 1 m2lik duvar alanında sadece 0,000471 m2lik toplam delik
alanı demek olur, ki ihmal edilebilecek bir değerdir.

Soru: Yalıtım pahalı bir
harcama mıdır?

Cevap: Yalıtım bir harcama değil, sağlığa, konfora ve çevre temizliğine katkı
veren bir yatırımdır. Isı yalıtımı maliyeti bina yapım maliyetinin %3 ile %5’i
arasındadır. Eski binalarda ise ortalama 30-40 TL/m2 maliyeti vardır. Ancak
unutulmamalıdır ki ısınma ve soğutma giderlerini en az yarı yarıya düşürerek
çok kısa zamanda kendini amorti eden, daha sonra da tüketiciye ömür boyu az
harcama yaptırarak tasarruf ve konfor sağlayan bir yatırım olarak
algılanmalıdır.